| son günlerini anlat bakalım |
|
|
|
| koBALt tarafından yazıldı. | |||
|
kazı yapılan cadde üstündeki meyhanenın önunden geçerken genzımı yakan kesif koku;
yalpalayan ınsan siluetlerınına arasından geçerek durağa yönelırken "haksızlık bu,,neden butun bunları yasamak zorundayım ben" ve "hakettıklerını yaşıosun Kobalt Efendi,çek bakalım cezanı şimdi" şeklindeki spektrumun ıkı ucu arasında salınan beyin sayesinde en az sarhoşlar kadar yalpalıyordum belki de.. otogara giden son otobüs...çamaşır suyuna batırılmış merdivenlerden çıkarak gece yarısı otobüsüne yetişme..en arka koltuk.uykuyla uyanıklık arası gidip gelirken; kıytırık bir seyahat dergisi sayfalarında Susan Sarandon öpücükleri.. muavin dürtüklemesi suretiyle uyanış.. -Buyrun son durak! geçmiş olsun... -İnmek istediğim yerin burası olduğuna emin değilim!ve fekat inmek zorundayım galiba. -Nasıl?... -Yok bişey buyrun bagaj fişimi. Kül rengi bir şafakta girdik şehre...pancarla dolu römorkların arasından. Bilincimin panjurlarından sızan gri ışık demetlerıyle, bıraktığım yerden; istikbale bakıp mücrim gibi titreyiş seanslarına devam etmeye karar verdim. ha bu akan dereler denizlere dolacak; söylesena güzelum,sonumuz ne olacak? -Boşver Kobalt sonunu düşünen kahraman olamaz.. -Siee!! git bi çay koy ,hadi bakalım.
|


