ANLAMSAL
seyahat PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
koBALt tarafından yazıldı.   

 

yürüdüm,

sadece yolu düşündüm...

Meriç ilk kez bu kadar güzel gözüktü...

Haliç gibiydi sanki...

İstanbul'u arayarak dolaştım...
Sokak Tabelalarını okudum tek tek...
Bi sürü köhne bina vardı.
Perili köşkler gibi...
Bedesten de gezindim.
Yüzüme çarpan serinlik tanıdıktı.

Yanımdan bi kız geçti eserek,
Kokusu kaldı burnuma yadigar..
Sanırsın İstanbul O'ydu..
Gerçek olan o kokuydu...

Amacım bu yürüyüşü uzatmaktı daha da... Sindirim sistemi bozuk bır martının hedefi olana kadar...

Gittim temizlendim biraz , kamufle etmeye çalıştım.

Dolmuşa bindim
Seyrettim tekrar dışarıyı...

Sokaktaki yüzler giderek daha tanıdık gelmeye başlıyordu bana...

"Lanet olsun buralılaşıyorum gittikçe"
dedim kendi kendime...

Gözlerim yoldaki bir çok kişiyi bir yerlerden ısırıyordu.
"Ne kadar vahşi gözlerim var" diye geçti içimden...

Ellerinde valizleriyle öğrenciler gördüm.
Yeni geldikleri her hallerinden belliydi. Durakta bekliyorlardı öyle...
gördükleri her şeyi, otobüs numaralarını felan ezberlemeye çalışan bakışlar vardı gözlerinde... 
11  ay önce ben de kullanmıştım bu bakışları.

Avunmalı mıydım?
Vapuru yoktu ama martıları vardı bu şehrin...

"Nankörlük etme" dedi içimden bi ses.
Oysa nankör değildim ben ,
sadece bu şehri sevmiyordum.

Çehov'un hikaye kahramanlarından biri gibi hissettim kendimi.
sıkıntılı, huzursuz....

Kuzeybatı da ıssız bir kentte , sevemediğim insanlar arasında...ıssız bir hayatım vardı. Üstelik tepeme de martı sıçmıştı.
Bundan daha kötü ne olabilirdi ki...

-Köşede inebilir miyim !!!!

Dolmuştan inerken Çehov dan da soğumaya başladım.
Neydi o öyküler öyle,
ıyyykkk !!!

 


Değerli Yazarımız koBALt Çarşamba, 04 Temmuz 2007 tarihinden beri bizimle.



Diğer Yazılarına Bak

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Valid XHTML & CSS | Design by: LernVid.com