ANLAMSAL
Ney PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Süleyman Diker tarafından yazıldı.   

ney
Durgun bir denizin üzerinde dolaşan bir esintinin,aniden denizi peşinde sürükleyen bir fırtınaya dönüşmesinin öyküsüydü bu.Gücün ve bilginin karşısında can çekiştiği,anlamını yitirdiği,alışılan dünya düzeninin önünde diz çöktüğü yeni bir boyutun,alaycı dans edişleriydi.Boyutlar arasında gidip gelen dramatik dimaglar,ulasilmaz atfedilen gönül tablosunda,çılgın bir ressam misali,gizemli duygu dokunuşlarıyla aşkın tablosunu resmetmekle meşguldüler.Öyle ki, sisli bir gecenin ortasında, sokak lambasının isteksiz ışığının altında,dünyanın en mükemmel eserini gün yüzüne çıkaracağından emin bir sanatçının,yüce ve anlam çırpınışlarına,sarsılmaz inancına benzer bir inançla resmediyorlardı.

 

 

Bütün dünyası sanat olan bir ressamın farklı dünyaları farketmesinin bir öyküsüydü bu.Belki kaderin attığı sevimli bir tokat,belki de bilinmeze götüren büyük bir karanlığa hapsoluşun adıydı bu...Evet bunun adı aşk olmalıydı...Kendi odasını en büyük dünyası sanan bir bebeğin pencereden dışarıya bakınca ona sürükleyen gizem gibiydi sanki.Bu farkındalığın geridönülemezliği,her o pencereden baktığında tam karşında durduğunu bilmen ve hiç kaybolmaması onun ölümsüzlüğün esas sırrıydı.

Ressam, tablosunda içinde taşıdığı ve kendisinin bir parçası olan bu aşkı resmetmeye çalışıyordu.Ama her fırça dokunuşunda tabloda hep birşeylerin eksik kaldığı için bu aşkın bir gün biteceği korkusunu en derin bir şekilde içinde yaşıyordu.Yeryüzündeki en büyük aşkın tablosunu resmetmesine rağmen,içindeki en kutsal,en anlamlı,en saf aşkı taşımasına rağmen bu korkuyu yaşaması sanırım gerçek aşkın doğasında olsa gerek...

Bir gün deniz kenarında,büyük bir inanç taşıyan ressam tablosunu henüz tam bitirmemişken, aniden esen bir rüzgar o eşine rastlanmayacak olan tabloyu alıp denize doğru savurdu.Rüzgar yoluna devam etti,ressam hüzünlü bir şekilde tablonun denizin dibine doğru süzülüşünü seyretti,tablo ise engin bilinmezliklere doğru yol aldı...

Denizin enginliğinde salınan o güzide aşk tablosunu şimdilik sineye çekip orda bırakan ressam,esen rüzgarı yakalayabilmek için ardından koşmaya başladı.Ressam,bir gün rüzgara ulaşacağından,rüzgarla bir gün mutlaka birleşip dağları,denizleri,engin zorlukları aşacaklarından çok emindi.Dünya üzerinde ressamı bu inancından vazgeçirebilecek hiçbir şey,hiçbir varlık,hiçbir olgu,hiçbir kavram bulunmamaktaydı.Bu yol sadece tek yönlü bir yoldu,bu yoldan geri dönüş ressam için mümkün olmayan bir sözcüktü ve ressam bir gün canından çok sevdiği rüzgarına ulaşacağını hep içinde bir umut olarak taşıyacaktı...

Derinden gelen bir hisle irkildim.. Dünya üzerinde daha önce yaşandığına ihtimal vermediğim ve ilk kez keşfettiğimi sandığım beni benden alan bir histi bu.İlk solukta çok önemsemedim,zaman içinde nefesimin kesildiğini hissettim.Bütün bedenimi ve ruhumu sımsıkı saracak kadar büyüyen gizemli duygu karışımıyla karşı karşıya olduğumu görünce dünyam değişti.Şu anda değişen dünyamdan sesleniyorum ve gerçek şu ki ancak bu dünyada olanlar bunu anlayabilirler.

Süleyman Diker
30.10.2008

 


Değerli Yazarımız Süleyman Diker Cumartesi, 07 Temmuz 2007 tarihinden beri bizimle.



Diğer Yazılarına Bak

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Valid XHTML & CSS | Design by: LernVid.com