ANLAMSAL
21 Mart Dünya Şiir Günü PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
ANLAMSAL tarafından yazıldı.   

anlamsal şiir

Bu gün dünya şiir günü ...

21 Mart Dünya Şiir Günü, şiirin büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı ziyaretle başlıyor.

 Türkiye Yazarlar Sendikası’nın bu yılki sokak programı Saat 11.00’de şiirimizin büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Kadıköy’deki evinde ziyaret ederek başlayacak. Saat 13.00’te şairler ve yazarlar Taksim’deki Fransız Kültür Merkezi’nin önünde bir araya gelip şiirseverlere elyazısı şiirler dağıtarak Tünel’e kadar yürüyecek.

Türkiye Yazarlar Sendikası, 2005 yılından beri “21 Mart Dünya Şiir Günü”nde Taksim’den Tünel’e yürüyüp şiir dağıtarak gerçekleştirdiği kutlamaları bu yıl da zenginleştirerek sürdürüyor.

Sendika üyeleri, Taksim’deki yürüyüşün ardından Saat 14.30’da Beyazıt’taki Çınaraltı’nda yaklaşık 40 yıldır şiir kitaplarını sergileyen Hüseyin Avni Dede’yi ziyaret edecek.

21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi - 2001

 

Şiirler, nereden geldiği belli olmayan, tanımı yapılamayan, bütün
yaşamımızı etkileyen boyutları evrence süren o ateşböcekleridir. Şiir
yazan sözcüklerin "yeri" vardır. Bu yerler sandığımızdan büyüktür.
Yanyana geldiklerinde eski ya da yeni yeryüzlerini ulaştırırlar bize.
Şiir yazan sözcüklerin şiir yazmayan sözcüklerden nasıl
ayrıldıklarını yazar, düşüncelerindeki boyutla sezebilir. Bu ayrımı
yaparken neyin şiir olduğunu, neyin olmadığını kişisel varlığının o
andaki soluk almasıyla anlar.
Şiirler yerlerini birbirlerine katarlarken bir başarıya da
ulaşırlar. Yazın evrenindeki genel yeri genişletmiş olurlar. Bugün
bir Rus Edebiyatı, bir Fransız, bir İngiliz Edebiyatı alanları varsa
bu kazanç, o ülkeler şiirlerinin kazandıkları, bize kazandırdıkları
özel yerlerle oluşmuştur.
"Yer" sözcüğünün üzerinde duruyorum, "ses" demek istemiyorum
burada. "İm" demek istemiyorum. "İmin Yürüyüşü" adlı yapıtımda
söyledim bunları. "Yer" sözcüğüyle anlatmak istediğim komik bir
alandır. O ateşböceklerinin alanıdır. Kozmik alanların şiirlerden
oluşmuş yaratılar olduğunu da hepinize duyurmak isterim.
Çeviri olayı, bütün yönleriyle anlaşılmamıştır. Bir dildeki bir
yapıtın dile dönüştürülmesi ne yazık ki çeviri gerçeğinin tek örneği
sayılmıştır. Dilden dile aktarma, çeviri gerçeğinin belki de milyarda
biridir ya da dışındadır.
Burada anlatmak istediğimiz gerçek çeviridir.
"Gökyüzü"nün "yeryüzü"ne çevirisi bugüne dek yaşanan tek
çeviridir. Çeviri birbirini yaratırken evrenin ta kendisi
sayılmalıdır. Oluşum dediğimiz olay, doğadaki gizin açıklanmasıdır.
İlk patlamaların bize getirdiği eylem, bir sözün çevirisinden başka
ne? Daha önceki yaşama, vardığı söylemi, başka bir söyleme
dönüştürürken, yaptığı eylem çeviridir. Yüzyılların binyıllara,
binyılların sayısız uzaklara ulaşması bir elle uzandığımız, öteki
elle tuttuğumuz tek yazıdır. Bu tek yazı insan varlıklarına ulaşırken
çiviye benzemiş olabilir. Adına hiyeroglif denebilir, adına papirüs
denebilir. Unutulmamalıdır ki bütün bunlar insan usunun çeviri
eylemini gözler önüne serer.
Şiir, günü geleceğe çevirirken öylesine zenginleşir ki telefon
derler ona, gramafon derler ona, radyo, televizyon, bilgisayar,
internet derler ona, yine de bütün gücünü dile getiremezler.
Şiirin bütün özdeklerde görünümü başka başkadır. Kuşun sesinde
görünen odur, maviliği sese dönüştürmüştür. Demirin ateşte dövülürken
kıpkırmızı olması odur; dışarı çıkmayı kırmızıya dönüştürmüştür.
Yaşlı bilginin avuçlarındaki harfler odur; evreni umuda
dönüştürmüştür. Gelin olan kızın ilk gecesi odur; ipeği sevişmeye
dönüştürmüştür. Birbirimize yakınlığımız odur; ekmeği özgürlüğe
dönüştürmüştür.
Duyuyor musunuz şimdi? Duyuyor musunuz, burada sizi bana
dönüştürmüştür.
 


Değerli Yazarımız ANLAMSAL Salı, 03 Temmuz 2007 tarihinden beri bizimle.



Diğer Yazılarına Bak

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Valid XHTML & CSS | Design by: LernVid.com